Photostorming

My life is an inspiration taken from photography-movies and traveling in a weird way

My dream is to play an accordion on a narrow street with naked body and soul one day..

http://queennight.deviantart.com/

denyilmaz88@gmail.com

today, maybe

Bu sabah uyanınca şunu hayal ettim: bugüne kadar gezmiş olduğum bazı yerlerin; hani imkanım olsa, bir gün içersinde tek tek her birine gidebilsem yeniden…Neyse belki bir gün o da olur!

Sabah 9.00‘da Shearwater’ın Rooks şarkısı alarmı eşliğinde yatağımdan kalksam. Giyinip, kafama hasır şapkamı geçirsem ve kendimi Viyana‘daki Brecht Café‘de bulsam, muhteşem kreplerinden reçelli, pudra şekerli olanından söylesem, yanına da bir adet çay. Şu fotoğraftaki saksıların tam önündeki masada oturup 1-2 saat sabah keyfi yapsam, Size the Mag okusam.

Saat 12.00 civarında, kızgın güneşe daha fazla dayanamayıp, kendimi bir sergiye atsam. Yine Viyana‘da; Westlicht Photography Museum‘a gidip IMpossible Polaroid sergisini gezsem. Yan tarafında yer alan Impossible-Polaroid malzemeleri satan dükkana şöyle bir göz atsam.

Saat 14.00 gibi, Bozcaada‘da buluşmak üzere sözleştiğim arkadaşlarımla bir caféye oturup buz gibi gelincik şerbetinden içelim, yanına da bir tane otlu börek paylaşalım. Aynı geçtiğimiz yaz yaptığımız gibi…

15.00; Salzburg- Wolfgangsee’ ye gidip Alp dağlarından gelen buz gibi sulara girip serinleme zamanı. Sonra da çimlere uzanıp deftere bir şeyler karalama…

16.00 civarı; Paris‘deki Le Marais bölgesinden, şu üstte gözüken ekmekçiden bir baget alsak. Sonra evde sandviç yapıp yanına da buzlu kırmızı şarabımızdan yudumlasak. Arkada şu şarkı: link , son kalan camambert peynirinin dilimini O’na bıraksam. Sonrasında bir duş alıp , giyinip çıkabiliriz.

17.00; yine Le Marais‘de en sevdiğim sokak olan Rue Vielle du Temple ‘da ikinci el mağazalarını dolaşsak, zaten 1-2 saate hemen hemen hepsi kapanmış olur…

19.00‘da; Berlin‘de en sevdiğim cafélerden biri olan Chagal‘dayız. Önce Ukrayna usulü bir çorba (adını hatırlayamadığım) sonra da tavuklu krep… Baş başayız O’nunla. Saat 8 civarı da arkadaşlarımızla buluşmamız lazım.

Saat 20.00. Paris‘de Pont Marie‘deyiz! Kalabalık her zamanki gibi, bu defa seçimim şaraptan değil, 1664 marka biradan yana. İçip sohbet ediyoruz, tam nehrin kenarındayız, hafif bir esinti, işte bu yüzden yazı seviyorum!

Saat 22.00‘de Roma‘dayız; çünkü Auditorium’da Kings of Convenience konseri var. Erlend yine sahneye sığamıyor, ordan oraya zıplıyor.

Saat 2.00 ve biz Berlin‘e döndük. En sevdiğim club olan; Berghain Club‘tayız. Birazdan içeri girip kendimizi müziğe ve dumana bırakıcaz.

Sabah 6.00 civarı eve geldik ve zar zor kendimizi yatağa attık. Muhteşem bir gündü…

——————————————————————

If I had a chance one day, I would spend my time by teleporting from one place to another I saw before :)

Photos — 2010-2011 taken by me.

  1. dosesdemontilla reblogged this from photostorming
  2. miknatislibalik said: hem anılar hem hayaller hem de güzel fotoğraflar. üçü bir arada kahve keyfi gibi. :)
  3. photostorming posted this

Ultralite Powered by Tumblr | Designed by:Doinwork