Photostorming

My life is an inspiration taken from photography-movies and traveling in a weird way

My dream is to play an accordion on a narrow street with naked body and soul one day..

http://queennight.deviantart.com/

denyilmaz88@gmail.com

Bugün perdeyi araladım ve gün batımını izledim. Kışla olan ilişkim daima kötü olmuştur; ama bugün ilk kez kışı sevmeye gayret ettim. Yine de kışı sevmeye çalışmam aynen şöyleydi: “beyaz giyince çok çekici olan bir adama aşık olmadığım halde bir anlık bir görsellik için onu sevmeye çalışmak”. Olmadı; şu beyaz kara yansıyan muhteşem güneş dahi beni kandıramadı bugün; o da yaza ait değil mi zaten. Güneş yazın değil mi… Yaza aşık olan biri kışı değil sevmek, onu tanımaya bile çalışmasın bence, boşa umut vermesin.

——————————————————————

Istanbul / 01.02.2012

Şu anda dışarda fırtına kopuyor. Bense bir çok şeyi aynı anda yapmak istiyorum; hani öyle bir imkanım olsaydı ben de fırtına koparabilirdim içimde. Elbette iyi anlamda. Fırtınanın da iyisi mi olur? Evet olur. Bazen fırtınalar çok güzel şeylere sebep olur. Ama ne zaman bir çok şeyi ayna anda yapmak istesem : hiç bir şey yapamıyorum. Garip bir katatonik hale bürünüyorum. Aynı anda bir sürü yerde, bir sürü şey yapabilseydim…O zaman çok farklı olurdu her şey. Neyse. Şimdilik bu mümkün değil nasılsa.

Mevsimlerin değişiminin resmen ruh halimi etkilemede birinci sırada olduğunu düşünür oldum. Hatta bazen insanlardan bile fazla etkiliyor bu mevsimler beni. Hava iyiyse iyiyim, soğuksa kötü, yada dengesizse dengesiz…

Yolda soğuktan fırsat bulup, boynuma doladığım geniş atkının üzerinden kafamı kaldırdığımda gördüğüm “mutsuz insanlar korosu” sanki. Her biri ayrı mutsuz şarkılar söylüyor da kimse duymuyor gibi. Ama melankolik değil, mutsuz şarkı. Kendimi keten tohumu yağına, sıcak duşa, yemek denemelerine ve en önemlisi hayallere verdiğimde; işte o zaman o mutsuz insanları görmez oluyorum. Ellerinden hiç düşürmedikleri teknoloji araçlarını, aynı anda konuşup hiç bir şey anlamayan ve anlamaya gayret etmeyen hallerini görüp “n’olur onlar gibi olmayayım” diye gayret ediyorum.

Kendi içime dönüyorum. O kadar iyi geliyor ki. Kendi içimde kocaman bir deniz varmış gibi; kışları soğuk çivi gibi. O denize girip, hayallere dalıp, kaptırıp uzaklara açılıyorum, öyle ki kıyı bile görünmüyor bazen.

Hafta sonları evde oturup istediğimiz şarkıların notalarını çıkaracağımız, film keyifleri yapacağımız, resimler çizebileceğimiz zamanlar var neyse ki deyip içimi rahatlatıyorum. Yoksa kış nasıl geçer? Ya da yazın göreceğim yerleri, tanışacağım yeni insanları, kumsalına uzanacağım sahilleri düşlemekten yorgun düşüyorum…Düşünmesem nasıl biter bu kış?

Ben en iyisi sıcak bir çay koyup, şu şarkıyı dinleyeyim: link

Photo Source

Tumblr’ımdaki herkes kar fotoğrafları koyuyor, ben de yazı anmak istedim(tezatlık yapayım diye değil yani) bu fotoğrafla. Kışın beyazını sevmeye falan çalışmak anlamsız, yaz gibi mevsim yoktur bence, kandırmayalım kendimizi değil mi?
Sıkışan projeler,kapıya dayanan dertler falan derken bir de üstüne soğuk hava eklenince içim sıkıldı bugün. Sonra bana Bach şarkısı yollayan bir insanı sevdiğim için mutlu oldum birden!
Kış, yaşamı yağmurun çamuruna rağmen karın beyazını umarak sevmektir, bu tavrı sözlükler “iyimserlik” ya da “aşk” olarak tanımlayabilirler.

Tumblr’ımdaki herkes kar fotoğrafları koyuyor, ben de yazı anmak istedim(tezatlık yapayım diye değil yani) bu fotoğrafla. Kışın beyazını sevmeye falan çalışmak anlamsız, yaz gibi mevsim yoktur bence, kandırmayalım kendimizi değil mi?

Sıkışan projeler,kapıya dayanan dertler falan derken bir de üstüne soğuk hava eklenince içim sıkıldı bugün. Sonra bana Bach şarkısı yollayan bir insanı sevdiğim için mutlu oldum birden!

Kış, yaşamı yağmurun çamuruna rağmen karın beyazını umarak sevmektir, bu tavrı sözlükler “iyimserlik” ya da “aşk” olarak tanımlayabilirler.

Ultralite Powered by Tumblr | Designed by:Doinwork